22 Ağustos 2019 Perşembe

nihai

sokakları denizlere çıkmayan şehirler vardı ve bazı insanların çocukluğu yok, diye geçirdi içinden.
ne çoktu bazı şeyler ve bazı şeylerin içinde o ne güzel, diye düşündü.
babasına yazdığı şiirde kendinden de bahsetmişti; "güzel bir haberi ağlamadan anlatamayan" taşlara selam vermekten yorulan biriyse insan, ne anlatır kırık bir nüfus cüzdanı insana...
biliyorum dese ne kadarını, biliyorum diyordu hiç geçmeyecek.
yolda yürürken bir ağaca dokunmakla ilgili, hissetmek yaşamaya denk olur bazen. ki bir teselli cümlesinden daha çok bir telafisi olsun isterdim yaşamanın.
bir tedavisi varsa şayet; iyi olsun tüm terk edilenler. duvar örmüşler iyi olsun, arayacak kimsesi olmayanlar çünkü bir çocuğu güldürmek oradan başlayacak inandım, öyle inandım değilse de benim.
en iyi biten şeyleri olanlar başlar çünkü, dedi. belki de güzellemeye gerek yoktu biten ya da başlayan şeyleri.
sadece elini tutsa geçecek ne çok şey var, diye düşündü. kalacaksa bize, bir insanın sadece hayatta olmasının verdiği o güzel his kalsın.
hiçkimse huzur'un satırlarındaki mümtaz, erkan oğur'un kopuzunda mamoş değil ama herkes kendi imkansızını yaratıyor, dedi.
ve kapalı bir ağustos sonu, anlamasını bilseydik, hasan hüseyin bize ne çok şey anlatırdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

“Allah insanı iddiasından vurur” diyor ya ismet bey, bunu en sevdikleriyle yapıyor artık buna kani oldum. En acısı da insanların kadere ima...