26 Ağustos 2019 Pazartesi

kendini tekrar eden bekleyişler

müphem bir teşhistir
sana doğru genzi yaktığı yokuşların
arşı inletmez bilinmelidir
hükme bulaşmaktan korkan yerlerim

izni yok gücendiğim şeylere bile

ne çok şey var oysa,
bir şefkatli bakışın
bir kötü sözden daha çok yaraladığı

kendini tekrar eden bekleyişler

rızalı yokluklar ve elbet
aşılmış hadlerin getirdiği isyan
rüzgarın bile acısı içimde duruyor

dağladığını sandığın yaranda

anlaşılmayı bekler merhameti
kimse kimsenin bir şeyi değilse
hükümsüzdür
ve değildir bölüşmek, yalnızca ekmeği

bazen bir fikrin namusudur

bazen bir namlunun kini
bin yıldızın altında uyuduğun bir gecede anlarsın
sağa dönmek nedir yüzünü

daha anlaşılır yapmayacak

yeri geldiğinde daha katlanılır kılacak bilakis
hakkımızı yiyecekler
haklılığımızı götürecek belki hakiki bir delilik

aslımıza rücu eder bazısı

bazısı öfkemize doğrudur
gizemli bir azciyet değildir ki sevmek
kirletilmiş adisyonlarla gidenleri

yerlere bakmayı öğrenince yükünce

ikna olur yine içinde bin yıllık yenilgi
bir köşe ne zaman köşedir
söyler sana bir taze dilek

merhamet tüyden hafif, sevgiden sıcak

merhamet dönüş yolu, baba toprağı
merhamet hatırlatır usul ve usluca;
inna lillahi inna ileyhi raciun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

“Allah insanı iddiasından vurur” diyor ya ismet bey, bunu en sevdikleriyle yapıyor artık buna kani oldum. En acısı da insanların kadere ima...