müphem bir teşhistir
sana doğru genzi yaktığı yokuşların
arşı inletmez bilinmelidir
hükme bulaşmaktan korkan yerlerim
izni yok gücendiğim şeylere bile
ne çok şey var oysa,
bir şefkatli bakışın
bir kötü sözden daha çok yaraladığı
kendini tekrar eden bekleyişler
rızalı yokluklar ve elbet
aşılmış hadlerin getirdiği isyan
rüzgarın bile acısı içimde duruyor
dağladığını sandığın yaranda
anlaşılmayı bekler merhameti
kimse kimsenin bir şeyi değilse
hükümsüzdür
ve değildir bölüşmek, yalnızca ekmeği
bazen bir fikrin namusudur
bazen bir namlunun kini
bin yıldızın altında uyuduğun bir gecede anlarsın
sağa dönmek nedir yüzünü
daha anlaşılır yapmayacak
yeri geldiğinde daha katlanılır kılacak bilakis
hakkımızı yiyecekler
haklılığımızı götürecek belki hakiki bir delilik
aslımıza rücu eder bazısı
bazısı öfkemize doğrudur
gizemli bir azciyet değildir ki sevmek
kirletilmiş adisyonlarla gidenleri
yerlere bakmayı öğrenince yükünce
ikna olur yine içinde bin yıllık yenilgi
bir köşe ne zaman köşedir
söyler sana bir taze dilek
merhamet tüyden hafif, sevgiden sıcak
merhamet dönüş yolu, baba toprağı
merhamet hatırlatır usul ve usluca;
inna lillahi inna ileyhi raciun
26 Ağustos 2019 Pazartesi
22 Ağustos 2019 Perşembe
nihai
sokakları denizlere çıkmayan şehirler vardı ve bazı insanların çocukluğu yok, diye geçirdi içinden.
ne çoktu bazı şeyler ve bazı şeylerin içinde o ne güzel, diye düşündü.
babasına yazdığı şiirde kendinden de bahsetmişti; "güzel bir haberi ağlamadan anlatamayan" taşlara selam vermekten yorulan biriyse insan, ne anlatır kırık bir nüfus cüzdanı insana...
biliyorum dese ne kadarını, biliyorum diyordu hiç geçmeyecek.
yolda yürürken bir ağaca dokunmakla ilgili, hissetmek yaşamaya denk olur bazen. ki bir teselli cümlesinden daha çok bir telafisi olsun isterdim yaşamanın.
bir tedavisi varsa şayet; iyi olsun tüm terk edilenler. duvar örmüşler iyi olsun, arayacak kimsesi olmayanlar çünkü bir çocuğu güldürmek oradan başlayacak inandım, öyle inandım değilse de benim.
en iyi biten şeyleri olanlar başlar çünkü, dedi. belki de güzellemeye gerek yoktu biten ya da başlayan şeyleri.
sadece elini tutsa geçecek ne çok şey var, diye düşündü. kalacaksa bize, bir insanın sadece hayatta olmasının verdiği o güzel his kalsın.
hiçkimse huzur'un satırlarındaki mümtaz, erkan oğur'un kopuzunda mamoş değil ama herkes kendi imkansızını yaratıyor, dedi.
ve kapalı bir ağustos sonu, anlamasını bilseydik, hasan hüseyin bize ne çok şey anlatırdı.
ne çoktu bazı şeyler ve bazı şeylerin içinde o ne güzel, diye düşündü.
babasına yazdığı şiirde kendinden de bahsetmişti; "güzel bir haberi ağlamadan anlatamayan" taşlara selam vermekten yorulan biriyse insan, ne anlatır kırık bir nüfus cüzdanı insana...
biliyorum dese ne kadarını, biliyorum diyordu hiç geçmeyecek.
yolda yürürken bir ağaca dokunmakla ilgili, hissetmek yaşamaya denk olur bazen. ki bir teselli cümlesinden daha çok bir telafisi olsun isterdim yaşamanın.
bir tedavisi varsa şayet; iyi olsun tüm terk edilenler. duvar örmüşler iyi olsun, arayacak kimsesi olmayanlar çünkü bir çocuğu güldürmek oradan başlayacak inandım, öyle inandım değilse de benim.
en iyi biten şeyleri olanlar başlar çünkü, dedi. belki de güzellemeye gerek yoktu biten ya da başlayan şeyleri.
sadece elini tutsa geçecek ne çok şey var, diye düşündü. kalacaksa bize, bir insanın sadece hayatta olmasının verdiği o güzel his kalsın.
hiçkimse huzur'un satırlarındaki mümtaz, erkan oğur'un kopuzunda mamoş değil ama herkes kendi imkansızını yaratıyor, dedi.
ve kapalı bir ağustos sonu, anlamasını bilseydik, hasan hüseyin bize ne çok şey anlatırdı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
“Allah insanı iddiasından vurur” diyor ya ismet bey, bunu en sevdikleriyle yapıyor artık buna kani oldum. En acısı da insanların kadere ima...